...
  • Onur Akbunar

Harem Nedir ? Harem'i İlber Ortaylı yorumluyor




"Harem, ahmak bir insanın yaşayabileceği ve yükseleceği yer değildi"

Maalesef dizilerin sayesinde bir eğitim yuvası olan harem, sanki padişahların sınırsız arzu ve tutkularının tatmin edildiği bir eğlence mekanı gibi algılanıyor. Ancak bundan çok daha ötesiydi.Bu konuda İlber Hoca'mızın bir yazısını yayınlamak istedim :


Arapça ‘haram’ yasak kelimesinden gelir. Hiç şüphesiz eşlerin, aile üyelerinin girebileceği bölüm sırf sarayda değil, normal bir evde bile ‘Harem’ diye bilinir. Erkeklerin oturduğu, gelen misafirleri karşıladığı bölüm ‘selamlık’tır. Topkapı Sarayı’nın Harem bölümü şaşılacak bir gerçek ama 16’ncı asrın eseridir. Saray’ın en çok duyulan, konuşulan, bir yandan da en çok ama en yanlış bilinen yeridir. Çok kişinin sandığının aksine, Harem, Osmanlı’ya has bir kurum değildir. Üniversaldir


Harem’de yemek pişirilmez, mutfaklardan gelen yemekler Harem’in girişinde bir taşset üzerine bırakılır, dağıtılan yemek yendikten sonra kaplar temizlenerek gönderilirdi. Saray’ın kuşhane kapısı denen Dîvân-ı Hümâyun’un hemen arkasındaki girişte “Nice hayırlı kapılar açan Allah’ım; bize de hayırlı kapılar aç” mealinde bir ibare vardır. Muhteşem çinilerle kaplı bu duvarlarda, Osmanlı hat sanatının en iyi örnekleri de yer alır. Gerçek şu: Harem’de okuma-yazma oranı çok yüksektir. Hatta birçok cariye hizmetinde oldukları pek kabiliyetli olmayan bazı şehzadelerden daha iyi okuma-yazma bilirdi. Girişte ‘Haremağaları’ yer alır. Darüssaade Ağası’nın dairesi ise daha yukarıdadır; orada bir kitabet ve muhasebe dairesi de vardır, çünkü Darüssaade Ağası sadece Harem’in asayişinden sorumlu hizmetleri yerine getirenlerin reisi olmayıp, aynı zamanda Padişah ve Valide Sultan adına Haremeyn vakıflarını (Mekke-Medine’deki vakıflar) da yönetirdi.

Saray’da sert bir disiplin vardır. Kızların kavgacılığı, muzır dedikoduculuğu, hele hafif tertip de olsa hırsızlıkları affedilmez, cezalandırılırdı. Saray adabına dikkat edilmesi gerekir, okuma-yazma, yeterince dini bilgi, dikiş-nakış, sofra hizmeti, musiki ve raks öğretilirdi. İçlerinde hattat olanlar hatta Hürrem Sultan gibi şaire olanlar da vardı. Zeki kız çocuklarıydı. Harem, ahmak bir insanın yaşayabileceği ve yükseleceği yer değildi. Harem kadınlarının ve padişah kızları olan sultanların kendine has bir marifeti vardı. II. Abdülhamid’in kızı Ayşe Osmanoğlu hatıralarında (Babam Sultan Abdülhamid) anlatır; sürgündeyken cama nakış işleyerek para kazanmış ve çocuklarını okutmuştur. Zira hanedan mensuplarının Avrupa bankalarında hesabı yoktu.

0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

İNUHA Abone Ol

© 2023 by TheHours. Proudly created with İnuha.com

Sitede yayınlanan içerikler izinsiz kullanılamaz. Tüm Hakları Saklıdır.
© 2020 İNUHA